GÜNÜMÜZ BAHARATLARI VE ÖZELLİKLERİ

TARÇIN: Asya kültüründe hasat edilen bir ağaçtır tarihi 4000 yıl öncesine dayanmaktadır. Bangladeş, Hindistan gibi ülkelerde doğal olarak yetişen ‘Lauraccae’ familyasından olan bir ağaçtır. Etken maddesi Cineol ve Cinnamaldehydedir. Son dönemlerde yapılan çalışmalara da tarçının güçlü antioksidan, antiinflamatuar( enflamasyonu azaltıcı), vazadilatör( damarları genişletici), antitrombotik( kanın pıhtılaşmasını engelleyen), antiülseratif( ülser tedavi edici), antialerjik(allerji yapmayan) ve antibakteriyal( bakteri önleyici) özelliklere sahip olduğu gösterilmiştir. Tarçının en önemli etki mekanizması suda çözülen bileşenlerinin insülin sinyal yolunun etkinliğini geliştirmesi ve böylece kan şekerini dengede tutmasıdır.

ZERDEÇAL: Safran anlamına gelmektedir. Toz haline getirilmiş şekline de zerdeçal denilmektedir. Etkin maddesi Kurkuminoidlerdir. Bunun dışında uçucu yağ, polisakkaritler, peptitler de içermektedir. Antibakteriyal özelliklere sahiptir. Bununla birlikte antihepatotoksik(karaciğer koruyucu), antiviral(zararlı virüsleri önleyen), antimutajen(genetik değişmeye sebep olan etkileri önleyici)dir. Ayrıca hiperlipidemik, antitrombotik, fibrin seviyelerini düşürücü etkileri vardır. Bozulmuş yağ sindirimini düzenler. Kolanjit(safra kanalı enfeksiyonu) ve Kolesistitte(safra kekesi iltihabı) kullanılır. Zerdeçalın lipit oksidasyonunu önlemede vitamin E den daha etkili olduğu bildirilmiştir.

ZENCEFİL: Genel olarak Çin de üretilmektedir. Geçmiş yıllarda iki çeşit zencefil olduğu belirlenmiştir. Bunlardan biri siyah zencefil diğeri beyaz zencefildir. Etken maddeleri: Gingeroller ve şagaollerdir. Tıbbi olarak iştah açıcı ve uyarıcı bir madde olarak kullanılmıştır. Tıbbi olarak intestinal kolit ve gaz problemleri için önerilir. Bulantı ve kusmayı önleyici etkisi olduğu ispatlanmıştır. Antitrombotik, antioksidan, antimigren( migren önleyici) ve antilipidemik( kan yağlarını azaltıcı) etkileri olduğu da saptanmıştır.

PULBİBER: Capsium cinsinde yer alan kırmızı biber kansorejen ve teratojen etkileri olan aflotoksin ve akratoksin gibi küf metabolitleri oluşu yönünden riskleri bulunmuştur. Nottingham Üniversitesinde yapılan bir çalışmada acı kırmızı biberdeki Kapsalsin maddesinin hücrelerin enerji üreten ısı odası mitekondriye saldırarak, kanser hücrelerinin ölümünü tetiklemiştir.

KETEN TOHUMU: keten tohumu yağı, yağ asitlerinin yaklaşık % 55ini oluşturan omega 3 yağ asitlerinden ALA en zengin kaynaklarından biridir. ALA, EPA,  DHA beyin ve retinanın ilk gelişimlerinde elzemdir. Ayrıca içerisindeki araşidonik asit neonetal büyüme ve ovulasyon için esansiyeldir. Keten tohumu, serbest oksijen radikallerinin miktarlarını azaltarak hiperkolesterolemik gelişimini önlemektedir. Keten tohumu lifi, serum kolesterolünü düşürür ve kan glukoz düzeyini arttırmaz. Keten tohumu proteini plazma trigliserit ve ürik asit miktarında azalma sağlar. Ayrıca antifungal(mantar önleyici) özelliği de sahiptir.

ÇÖREK OTU: Çörek otu tohumları içerisinde uçucu yağ, sabit yağ, protein, saponin, melantin, nigellin ve tanen içerirler. Etken maddesi: nigellondur. Kanser hücrelerine karşı sitotoksik(hücreyi öldüren veya durduran) etkisi olduğu, hücresel aktivasyonu ve tümöre özel antikorların üretimini arttırdığı bildirilmiştir. Ayrıca antiviral ve antimikrobiyal etkileri de vardır. Yapılan bir çalışmada günlük 30mg/kg çörek otu tüketen bireylerin CD3, CD4 ve CD8 yüzey antijenlerinin arttığı ve immün istem hücrelerinin sayısının arttığı bildirilmiştir.

KEKİK: Etken maddesi: timol ve karvokrol. İçerisinde carcavol, barneol, cymol, pimen, tanen ve flavonlarda bulunur. Antimikrobik, antioksidan, antikanserojen, antidiyabetik(kan şekerini düşürücü), antikolestremik( kolesterolü azaltıcı) ve antispazmatik( kasılmayı azaltıcı) etkileri bulunmaktadır. Bunlar dışında gıdaların bozulmasını doğal yollarla engellemektedir.

KARANFİL: Etken maddesi: Euganol’dür. Bunun dışında hidrakarbür, salisilik asit ve karyofilindin bulundurur. Antiseptik(mikrop öldürücü), antiemetik( baş dönmesini önleyici), bağırsak sisteminde hazmı kolaylaştırıcı ve antioksidan etkileri vardır. A, E, K ve B6 vitaminlerini içerir. Omega3 ve omega 6 yağ asitlerini de içermektedir. Yapılan bir çalışmada et yağındaki antioksidan aktivitenin konsantrasyona bağlı olduğu tespit edilmiş ve bu maddeler içerinde karanfilin en etkili; zencefil ve kekiğin ise daha az etkili olduğu bulunmuştur.

NANE: Etken maddesi: uçucu yağlar, flavonlar, rosmarinik asit, kafeik, klorojenik asit ve triterpeniktir. Kaslar üzerinde antispazmatik, etkiye sahiptir. Ayrıca yapraklarının taşıdığı uçucu yağlardaki mentolden dolayı antibakteriyal, spazm giderici ve safra salgısını arttırdığı bildirilmiştir. Mide ve bağırsak sistemi üzerinde bulantıyı giderici ve gastrit te kullanımı önerilmektedir. Bronş salgısını arttırıcı, gaz söktürücü ve koku verici olarak ta kullanılmaktadır.

KARABİBER: Etken maddesi: fenolik amidler ve flavonidlerdir. Antioksidan, antimikrobiyal, ateş düşürücü özelliklere sahiptir. Karabiberin kalitesi acılığına yol açan piperine ve aroma ve lezzetten sorumlu uçucu yağlara bağlı olarak değişir. Yapılan bir çalışmada karabiber ilave edilip pişirilen domuz etinin lipit oksidasyonunun geciktiği tespit edilmiştir.

KİMYON: Etken maddesi: uçucu yağlar, sabit yağ, protein, tanen, flavonoid, reçine ve zamktır. Antimikrobiyal, anti-kansirojenik ve sitotoksik etkiye sahiptir. Antienflamatuar, analzejik( ağrı kesici), diüretik(idrar söktürücü) ve antispazmatik( kas gevşetici) etkileri de vardır.

TUZ: Etken maddesi: Na+ ve Cl- iyonlarından oluşur. Besinlerin bozulmasını önleyen güçlü bir etkisi vardır. Na kan plazma, sinir, kas dokusunda bulunur. Sıvı dengesinin sağlanmasında görev alır. Sinir kas çalışmasında elektro kimyasal uyarılar sinir hücresi boyunca taşıtyarak uyarının kasa iletilmesini sağlar. Na yetersizliğinde kusma, zihin bulanıklığı, kas yorgunluğu, ağrı, kramp, iştah azalması ve solunum yetmezliği görülür. Maksimum tuz alımı günlük 6 gramdır. Na kaynakları: yemek tuzu, kabartma tozu ve yemek sodasıdır. Tuz, antiseptiktir. Her ne kadar bütün bakterileri yok etmese de, nem miktarını önemli ölçüde düşürerek bozulmayı yapan bakterileri denetim altına alır.

2 Comments

  • Büşra :) 16 Nisan 2017 Reply

    Sermin Hanım bu eşsiz bilgileriniz için teşekkürler..

  • sermin genç 22 Nisan 2017 Reply

    Ne demek Büşra Hanım 😉 rica ederim

Bir Cevap Yazın